1 Eylül 2016

Tatil biter

Böylece tatil bitti.

Bu gün öğretmenler kurulu vardı. Okula gittim. Bir yabancı olarak ve sanki yeni tayin olmuşum gibi hissederek kendimi o okula.

Derken toplantıya girişildi.

Bu gün müdürümüz sanki biraz gergin gibiydi.

Herneyse.

Yeni bir kitaba başladım.  “Wittgenstein / Dâhinin Görevi” (Ray Monk)

Wittgenstein'ın üç ağabeyinin ardarda intiharının hikayesi

Ludwig Wittgenstain’in babası Karl Wittgenstein, isyankar tabiatlı bir genç olarak, kendi hayatının efendisinin yine kendisi olması gerektiği kararlığıyla 17 yaşında evden kaçmış. Bi kaç ay Viyana’da saklandıktan sonra New York’a geçmiş. Orada her türden iş yapmış (garson­luk, bar müzisyenliği, barmenlik ve öğretmenlik vs.) ve ancak iki yıl sonra geri dönmüş. Tüccar babasının işinin yerine madencilik işine soyunmuş ve kısa zamanda o işten zengin olmuş. Zenginlik derken Avusturya’nın en zengin adamı olmak gibi bir zenginlikten bahsediyorum. Tam bir kapitalist. Çok güçlü bi karakter.

Sekiz çocuğu var: Hermine, Hans, Kurt, Rudolf, Magrate, Helene, Paul ve Ludwig.

Karl çok sert bi şekilde oğullarının kendi izinden gitmeye zorluyormuş. Bu baskının özellikle büyük oğulları Hans ve Rudolf üzerinde yıkıcı etkileri olmuş.

Büyük oğlu Hans, Mozartvari bir yeteneğe sahip bir harika çocukmuş. Dört yaşında beste yapmış falan. Ama babası sanayide kariyer yapması yönünde baskı kurunca Hans, babasınım da bir zamanlar yaptığı şeyi yapmış ve Amerika’ya kaçmış. Bir daha da kendisinden haber alınamamış. 1903’te aileye gelen bir mesajda, bir yıl önce Chesapeake Körfezi'nde bir gemideyken ortadan kayboldugu ve o zamandan beri de onu gören olmadıgı bildirilmiş. Ki bu intihar ettiği şeklinde değerlendiriliyor.

Diğer erkek çocuğu Rudolf, o da abisi gibi babasının isteklerine başkaldırmış ve tiyatro kariyeri yapmak için Berlin’e gitmiş. Derken Rudolf, bir gece bir bara gitmiş, piyanistten en sevdiği şarkıyı, “I am lost”u çalmasını istemiş ve müzik çalarken siyanür içip intihar etmiş. Abisinden yaklaşık bir yıl sonra. (20 yaşında.) Veda mektubunda, “sapkın tabiatına dair kuşkular”a sahip olduğunu yazmış. Ölümünden kısa bir süre önce yardımcı olmaları için (eşcinsellerin özgürleşmesi için kampanya yürüten) "Bilimsel-insancıl Komite"ye başvurmuş meğer  Rudolf. Örgütün yıllığında konuya ilişkin olarak şöyle bir not düşülmüş: “Bizim etkimiz onu öz-yıkım yazgısından geri çevirmeye yetecek kadar büyük olmadı.”

Filozofumuzun abilerinden bir diğeri Kurt’sa kardeşlerinden farklı olarak, babasıyla ilişkilendirilebilecek bir baskıdan ötürü değil, Birinci Dünya Savaşının sonunda em­ rindeki askerlerin emirlerine itaat etmeyi reddetmelerinin ardından kendini vurmuş.

***

İşte böyle.

Şimdi saat 22.01. Belim ağrıyor. Midem fena. Ve aslında sadece belim diiil, her yanım ağrıyor. Tatil bittiği için biraz huzursuz hissediyorum kendimi, Milan yok, özledim de onu.

0 yorum:

Yorum Gönder

en çok tıklanan yazılar

Arşiv

Blogger tarafından desteklenmektedir.