18 Eylül 2011

sebep


Neden sonra uyandım. Uyandığımda kendimi yüzükoyun buldum ve kafam neredeyse yatağın altına sarkmıştı ve hemen “ne çabuk tozlanıyor bu ev?” diye düşündüm ve işte güne böyle başladım ama şimdi kalkmalı, yüzümü yıkamalı -ağzım kurumuştu çok fena-  ve bi şeyler içmeliydim. Bu bir süre mümkün olmadı.

Kalkmak ve hayata kaldığım yerden devam edebilmek için bir neden yok gibi geldi bir ara ama sonra saçmalama dedim, güldüm; kalktım neşeyle yüzümü yıkadım.

1 yorum:

  1. sevgili erhanbey,
    woody allen'ın whatever works filminde dahi ama hayata yabancılaşmış, intihara eğilimli profesörü her sabah uyanıp, aynaya bakar, yüzünü yıkarken, "iyi ki doğdun" şarkısını söyler kendine. doğmuş olmamız ve bunun da iyi bi şey olduğuna kendimizi ikna etmemiz için çok çocukça ve basit bir yöntemmiş gibi görünebilir. ama ben yürekten inanıyorum bu yönteme.

    hani yapayalnızız ya, yani şöyle bir yalnızlık, içinde olduğunu bildiğin kanser hücreleri gibi. çevrende bir yığın insan olsa ve sevgi krizinden debelenseler bile içinde o hücrelerle avuntusuz bir şeydir yalnızlık. böyle de olsa birbirimize ihtiyacımız var; o tozları görmeye, silmeye, perdeyi birazcık açıp ışığın o temiz yüzeye düşmesinden bir çeşit haz almaya. bu bedenin çevresinde çiçekler, kediler, kitaplar, meyveler koymaya ve bir alışkanlıkla bunları örgütlemeye. o zaman sabah uyandığımızda, bir saçmalığın içine uyandığımız duygusu ilk duygumuz olsa da, çiçekler açar, kuşlar açar, aşık olduğun insan gülümser. böyle böyle o saçmalığı elbirliği ile atlatmaya gayret edersin. başka da yolu yok bunun. -mış gibi yapmak değil de, yola devam etmek ve bunu da o kasvetle yapmanın bir numarası olmadığı için. dayanabilmek için. çünkü varlığı kazaya uğramış ve böyle şekillenmiş olan bizim gibi insanların dünyayla katıksız bir neşe ile saf bir inançla hemhal olması artık mümkün değil. hayat da anlardan başka bir şey olmadığından hatt-ı zatında, bu anları yaratıp, onun kıymetini bilmek gerekiyor. niçin kafa ütülüyorum. silin o tozları bugün, erhan bey. meğer hatun temizlik hastasıymış di mi?:) sizi ikna etmek için de siizn anlayacağınız şekilde böyle bir dolambaçlı yol bulmuş. ama gözünün önünde domestos şişesi çakıyormuş sabırsızlıkla:)

    konuşuyorum işte, bakmayın bana. erhanbey'ciğim, bu fotoğraf da çok hoş. ömer'le sizin çok aristokrat bakışlarınız var. sahi diyorum. birazdan seyis gelip sabah gezintisi için atlarınızın hazır olduğunu haber verecek de siz sıkıntıyla iç çekip bu sabah merasimine tahammül edeceksiniz sanki:)

    sevgiler.

    YanıtlaSil

en çok tıklanan yazılar

Arşiv

Blogger tarafından desteklenmektedir.